
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CNN Türk canlı yayınında gazeteci Hakan Çelik’in gündeme dair sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, gündeme dair şu değerlendirmelerde bulundu:
"HİÇ KİMSENİN SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ YOK"
"Demokrasiler iktidarıyla muhalefeti ile yaşanan süreçler. Demokrasilerde farklılıklar ve eleştiriler olacak. Hiçbir hukuk devletinde meşru olanın dışında bir şeyler yapma hakkı yok. Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü yok. Demokrasi ve hukuk devleti meşru zeminde gerçekleşir. Muhalefet yapıcı önerilerini meşru zeminde ifade edilir.
"PROTESTOYU HUKUK DÜZENİ İÇERİSİNDE YAPACAK"
Demokrasiyi korumak hepimizin görevi. Demokrasi, hukuk dışı eylemleri güzel kavramlarla örtmeye çalışmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Halkımızın bunu tasvip etmediğine inanıyorum.
Meşru zeminlerde hukuk içinde demokratik tüm haklarımızı kullanmalıyız. Protestoyu hukuk düzeni içerisinde yapacak. Başkalarının yaşamına, ekonomik faaliyetine zarar verici bir şekilde hiç kimsenin yapmaya hakkı yok.
"İFADE HÜRRİYETİ HAKARET ETME HÜRRİYETİ DEĞİL"
Güzel bir takım kelimeler kullanıp sonra demokrasi dışı şiddet kullanmak hiçbirimize fayda sağlamaz. Son süreçlerde yüzbinlerce insan kendini ifade etti. Tutuklu kişilerin sayısı yüzlerle ifade ediliyor ve burada şiddet olayları var. Özgürlükler ve sorumluluklar birlikte ele alınır. İfade hürriyeti hakaret etme hürriyeti değil.
"KARŞINIZDAKİ İNSANA ZARAR VERİYORSANIZ DEMOKRASİ SINIRLARINI AŞIYORSUNUZ DEMEK"
İfade hürriyeti en aykırı fikirleri bile demokratik standartlar içinde ortaya koyabilmek. Ama karşınızdaki insana zarar veriyorsanız demokrasi sınırlarını aşıyorsunuz demek. 'Ben kırarım, küfrederim' deyip bunun bir karşılığı olmasın demek doğru değil.
Bir ülkenin kalkınması ve yenilik yapması için ifade hürriyeti olmazsa olmazdır. Ama ifade hürriyeti hukukun sınırlarını aşma hürriyeti değildir.
"TUTUKLAMA BİR İNSANIN KESİN ŞÜPHELİ OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR"
Tutukluluk hali bağımsız yargının belli standartlarda başvurduğu yol. Tutuklama bir insanın kesin şüpheli olduğu anlamına gelmiyor. Ama yargı güçlü deliller ve delil karartma ihtimali gördüğünde tutuklama başvurulan bir yöntem.
Geçmişte tutuklu sayısı daha fazlaydı. Bu oransal olarak azaldı. Hukukun bir takım ölçütleri var. Türkiye bir hukuk devleti. Kimsenin suç işleme özgürlüğü olmadığı gibi herkesin hakkını arama özgürlüğü var.
"SORUŞTURMAYI SİYASİ ALANA ÇEKİYORLAR"
Türkiye uluslararası hukukun da bir parçası. Bir aşamada verilen kararı beğenmiyorsanız başka mekanizmalarla çözebilirsiniz. Bir yolsuzluk iddiası var, bir soruşturma var. 'Hiç bir argümana cevap vermem, tamamen siyasi alana çekerim' diye bir anlayış var. Hukuki argümanlara güvenmiyorsunuz ki olayı siyasi alana çekiyorsunuz.
''BEN HAKLIYIM, BEN HUKUKUN ÜZERİNDEYİM' DEMEK HUKUK DEVLETİNE YAKIŞMAYAN BİR TAVIRDIR"
Yolsuzluk soruşturmaları hakkında diyorum. Bir iddia varsa yapmanız gereken bu argümanları hukuki olarak çürütmeye çalışmaktır. Bunun yerine hiçbir soruya cevap vermem demek ve hukuk üzeri bir varlık gibi kendini ortaya koymak doğru bir yaklaşım değildir.
"Ben haklıyım, ben hukukun üzerindeyim" demek hukuk devletine yakışmayan bir tavırdır. Hukukta da her alanda olduğu gibi yanlışlar olabilir, eksikler olabilir. Niye reformlar yapıyoruz? Eksikler var diye yapıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın beyan ettiği bir reform bir strateji belgesi var. Herkes hukuk çerçevesinde hakkını aramak zorundadır.
"TÜM TUTUKLULAR DEVLETİMİZE EMANET"
Tüm tutuklular devletimize emanettir. Devlet kurumlarına düşen insanların sağlığını korumaktır. Mahir Polat konusunda hastaneye sevki oluyor. Ardından bu şikayetler devam ettiği için Adli Tıp'a müracaat söz konusu. Adli Tıp uzman kurum. Onun kararı neyse o yönde de işlem yapılacaktır. İşlediği suç ne olursa olsun hapishanede olanlar devletimize ve hukuka emanettir. Hiç kimsenin bir endişesi olmasın.
Esas olan özgürlüklerdir. Özgürlüklerle birlikte sorumluluklar da var. Sorumluluk tarafını görmeyip özgürlük tarafına baktığınız zaman başkasına zarar verme noktasına girmektedir. Önemli olan herkesin özgür olması ama birbirimizin hukukuna riayet etmemizdir.
"SOKAĞI TERÖRİZE ETMEK DOĞRU DEĞİL"
Sokağı terörize etmek de, gençlerimizi sevk etmek ve onları yönlendirmek de doğru değil. Demokratik haklar elbette kullanılır. Gidersiniz izin alırsınız, bu tartışma konusu değil. Gezi olaylarında bunu yaşadık. Vandallıklar yapıldı, esnafımıza zarar verildi. İnsanlara küfredildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın annesine alenen küfredildi. Bunlar hiçbir şekilde tasvip edilemez. Çocuklarımızı böyle ortamlara sevk edip timsah göz yaşları dökenleri tasvip etmiyorum.
Bizim parti olarak dünyanın en büyük gençlik organizasyonlarından birine sahibiz. Her türlü ortamda gençlerin siyasete katılmasını istiyoruz. Hiçbir gencimizin sokak terörüne kurban edilmesini istemiyoruz.
"EKONOMİDE ÖNEMLİ OLAN TEMELLERDİR"
Finansal piyasalarda belli bir etkilenme oldu sonra yavaş yavaş duruldu. Cumhurbaşkanımızı ve ekonomi yönetimi belli mesajları verdi. Piyasalar durulmuş oldu.
Ekonomide önemli olan temellerdir. Bütçe açığınız hangi noktada, rezervler güçlü mü, bütün bunlara baktığımızda cari açığımız makul seviyelerde. Bütçemiz deprem harcamalarına rağmen kontrol altında. Rezervimiz yeterli yerinde.
Kısa vadeli etkilerin abartılmaması gerektiğine inanıyorum. Kısa vadeli bu etkiyi bir yıla yararak abartı hesaplar yapılıyor. Bir miktar kurda hareketlilik oldu. Dış ticaret bakımından götürüsü kadar getirisi de var.
"PROGRAMA SONUNA KADAR BAĞLIYIZ"
Programlar her zaman olumlu veya olumsuz. Petrol fiyatları düştü. Bu bizim planlarımızı olumlu etkileyecek. Doğru bir programınız varsa istikameti doğru ise böyle durumlar her zaman olur.
Programımıza sonuna kadar bağlıyız. Kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. Ana hedeflerimizde farklılık yok. Gerektiğinde ilave adımlar her zaman düşünülebilir. Yaşanan hadiseler iç gelişmelerle açıklanmamalı, dış gelişmeler de var.
"BOYKOTTAN ETKİLENME SÖZ KONUSU DEĞİL, BAŞTAN BERİ YANLIŞ BİR ÇAĞRI"
Boykottan etkilenme söz konusu değil. Boykotun tutmadığını söyleyebiliriz. Baştan beri yanlış bir çağrı. Ana muhalefet partisi ekonomiye zarar vermiş durumda. Boykot ettiğiniz 85 milyonun ekonomisi. Esnaf dediğiniz sadece AK Partili değil. Boykot çağrısı son derece yanlış, siyasetçi bunu yapamaz. Sorumlu bir siyasetçi ülkenin yerli firmalarını hedef gösteremez. Bunu yapıyorsa toplumla kavga ediyordur. İş dünyasından ciddi tepkiler geldi. Bırakın iş sahiplerini, ekmeğini kazananlar var orada. Bu tür çağrılar ayrıştırıcı çağrılar. Bir zamanların bu yeşil sermaye tartışmalarına götürür, toplumu kutuplaştırmaya ayrıştırmaya hiç kimsenin hakkı yok.
"TOPLUMUN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAK DURUMUZDAYIZ"
Bütün milli sermaye grupları bizim varlığımızdır. İhracat yapan, hizmet üreten müesseselerdir. Bunları hedef alıyorsanız siz toplumla mücadele ediyorsunuz demektir. Muhalefet toplumla, ekonomi ile kavga eder durumdalar. Burada toplumun itibar edeceğine ihtimal vermiyorum. İnsanımız aklıselimdir. Muhalefet partisi içerisindeki iç çekişmelerin bir yansıması. Yarın kurultay var. Herkes ana muhalefet partisinde en sert siyaset yapma yarışına girmiş durumda. CHP içindeki kavga toplumsal gerilime dönüşmüş durumda. CHP içi kavgayı toplumsal bir kavgaya dönüştürmeye çalışıyorlar. Gereksiz polemikleri toplumu kutuplaştırıcı meseleleri bir kenara bırakıp toplumun geleceğine sahip çıkmak durumuzdayız.
"REZERVLER BUHARLAŞTI İDDİASI YANLIŞ, REZERVLERİMİZ YETERLİ SEVİYEDE"
Şu anda baktığımız zaman Merkez'in rezervleri yeterli seviyede. Merkez Bankası rezervlerini kullandığı zaman bunlar buharlaşmıyor. Karşılığında bir TL alıyor. Yarın konjonktür farklı olduğunda bunu tekrar rezervde kullanmak durumunda.
Döviz rezervlerinin yüksek olması emniyet açısında yüksek olması önemli. Neden yabancılar çekindiler? Gezi benzeri uzun vadeli kargaşa olur mu endişesi oluşturuldu. Güvenlik algısından kötümser sürece mi dönüşecek diye bir endişe oluştu. Bunun böyle olmadığı kısa sürece görüştü. CHP kendi içinden geçici bir belediye başkanı seçti. Mekanizmaların işlediği görüldü.
CHP'ye kayyum atanacak gibi şeyler oluşturuldu, onlar dağıldı. CHP'nin kendi içinden insanlar yargıya gidip "burada şaibeli bir kongre var" dediler. Hukuki süreç devam ediyor. Yargı kararını verecek. Yarın da kongre gerçekleşecek.
Demokrasilerde tartışmalar hiçbir zaman bitmez. Muhalefet partisinin "Türkiye için benim şöyle bir kalkınma vizyonum var" diye önerdiği bir politika olduğunu duydunuz mu? Ayrıştırıcı dilin ne ana muhalefete ne de ülkemize faydası var.
2019'DAN BU YANA İLK TOPLANTI... AVRUPA İLE DİYALOĞUN YENİDEN BAŞLAMASI SEVİNDİRİCİ
Avrupa şu anda iki büyük meydan okuma ile karşı karşıya. Birincisi Ukrayna savaşı ile oluşan güvenlik. ABD'nin hamleleri ve Çin'den gelen rekabet AB ekonomisi üzerinde bir baskı oluşturuyor. Hem güvenlik, hem de ekonomik tartışmalar var. Her iki açıdan Türkiye'nin önemi artmış durumda. Daha güvenli bir Avrupa Türkiye'nin lehine. Daha güvenli, daha demokratik bir Türkiye Avrupa'nın lehine. Bu toplantılar uzun süredir olmuyordu. 2019'dan bu yana ilk toplantı. Avrupa ile diyaloğun yeniden başlaması sevindirici. Bizim doğan pazarımız Avrupa.
Avrupa ile bu dönem her alanda ilişkilerimizi geliştirmemiz lazım. Parlamentodan farklı sesler çıkabilir. Fransa'da da ana muhalefet ile gelişmeleri biliyorsunuz. Ana muhalefet partisi suçlu bulundu biliyorsunuz.
"ABD'NİN UKRAYNA ÇABASININ YANINDAYIZ"
AB ile ortak menfaatlerimiz var. Bu başlayan diyalog süreci devam etmeli. Sadece güvenlik değil vize ve gümrük birliği süreçleri de devam etmeli.
ABD'nin Ukrayna çabasının yanındayız. Ukrayna'da ateşkes için tüm çabamızı gösteriyoruz. Ancak henüz bir anlaşma yok. Ukrayna'nın bir taraftan toprak bütünlüğünü savunduk. Bir taraftan da Putin ile diyaloğu devam ettirdik.
"ABD VERGİLERI ŞU AN BİZİM AVANTAJIMIZA"
Bu yaşananlar ekonomik düzenin dönüştüğünü görüyoruz. Eski biçimi ile küresel ekonomiden bahsedemeyiz. ABD şimdi çok farklı bir tavır sergiliyor. Herkes ulusal menfaati için adım adıyor. Bu ortamlar geçiş süreçleri. Herkesin dikkat etmesi gereken risklerin yükseldiği dönemler. Kendimizi güçlü tutmak zorundayız. Sayın Trump'ın aldığı kararlar çok önemli. Başka ülkelerin aldığı kararları iyi takip etmemiz geriyor. Sayın Trump da 'müzakere edebiliriz' dedi, bunu takip etmek gerekiyor.
İlk olarak Türkiye'ye yüzde 10 vergi açıklandı. Şu an için bizim avantajımıza. Yükselen tarifeler ABD pazarına mal satan ülkelerin başka pazarlara agresif şekilde girmesine neden olur, bizim dikkat etmemiz gerekir. Bir yandan da emtia fiyatları düştü o anlamda da bir olumlu etkiden bahsedebiliriz.
"ARTIK KORUMACI BİR DÜNYAYA GİTTİĞİMİZ ÇOK AÇIK"
Olumlu olumsuz takip etmek durumdayız. Biz de bu müzakereleri yapacağız 100 milyar dolar ticaret hedefimiz var. Ticaret Bakanımız ABD'ye gidecek yakında. ABD önemli bir ticaret partnerimiz. 32 milyar doları aştı ticaret hacmimiz. 100 milyar dolara taşımak istiyoruz.
Trump'ın açıkladığı tarifeler nispi olarak Türkiye'nin yararına. Artık korumacı bir dünyaya gittiğimiz çok açık. Her ülkenin kendi menfaatini ortaya koyduğu bir döneme doğru gidiyoruz.
"SAYIN BAHÇELİ EZBERLERİ BOZDU"
Sayın Bahçeli için çok sevindiğimi ifade etmek isterim. Kendisine hayırlı, uzun ömürler diliyoruz. Çok kıymetli bir devlet insanı. Sayın Bahçeli'nin bir çağrısı oldu. Sayın Bahçeli ezberleri bozdu.
"DEVLETİMİZ TİTİZ BIR ÇALIŞMA YAPMAYA DEVAM EDİYOR"
Bu çağrı ile birlikte bu süreçler hızlanmış oldu. Devletimiz titiz bir çalışma yapmaya devam ediyor. Terör örgütünün kurucusundan bir çağrı oldu. "Artık bizim varlık sebebimiz kalmadı" diyerek terör örgütüne "kendinizi feshedin" diye çağrı yaptı. Bu süreç kalkınma standartlarımızı artırıcı bir etki yapacak. Hiçbir parti terör örgütünün gölgesinde siyaset yapmamalı. Partiler demokratik ortamda her tartışmayı yapmalı. Bu fesih ile birlikte demokratik rekabet artacaktır. Terör kalkınmanın da, demokrasinin de düşmanı. En büyük bedeli de bölgede yaşayan insanımız ödedi. Yatırım ortamı kötüleşti, sermaye kaçtı. İş ortamı, turizm hepsi kötüleşti. Güneydoğu'nun potansiyeli hızlı hareket edecek. Bir an önce bu süreçleri tamamlanması hızlı bir şekilde bitmesini arzu ediyoruz. Emperyalist bir takım oyunlar var bölgede. Biz millet olarak topyekûn bu oyunları boşa çıkarmamız gerekiyor. Bin yılık kardeşliğimizi gelecek yüz yıllara taşımamız lazım."
"ENFLASYON 10 AYDA YÜZDE 37,4'E DÜŞTÜ"
Enflasyon 10 ayda yüzde 37,4'e düştü. Dezenflasyon süreci başarıyla devam ediyor. Bizim için gıda enflasyonu çok kritik. Arz yönlü politikalarla da mücadelemizi sürdürüyoruz.
Üretici fiyatları yüzde 24'ün altına gelmiş durumda. TÜFE'deki maliyet yönlü baskıların azaldığını gösteriyor. Ekonomi programımızın temel hedefi enflasyonla mücadele. Programımızı başarıyla sürdürüyoruz. Birinci önceliğimiz enflasyonu düşürmek. Hem istikrarlı bir büyümeyi sürdürmek için, hem de gelir dağılımını iyileştirmek için enflasyonla mücadele her iki etkiye de hizmet ediyor.
Gelecek yıl enflasyondan bahsetmeyeceğiz. Temel mallarda enflasyon düşüşünü vatandaşımız hissediyor. Gıda ve kira bizim için iki temel konu. Gıdada en büyük yatırımı sulama yatırımına verdik. Arz artsın ve fiyatlar sürsün istedik.
"YENİ SOSYAL KONUT SEFERBERLİĞİ OLACAK"
Yeni sosyal konut seferberliği olacak. Ciddi bir konut seferberliğine hazırlık yapıyoruz. Sosyal konut anlamında yeni bir anlayışla afete dayanıklı, sosyolojiye uygun yeni tasarruflarımız var. Arz yönlü politikalarla da gerek gıdada, gerek konutta bu iki alanı çözdüğünüz zaman vatandaşın ihtiyaçlarını çözmüş oluyorsunuz.
#ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnewsEditor : Eshahaber